BUĞDAYIN TARİHİ

Tarih boyunca medeniyetin gelişmesinde rol oynamış en önemli tarım ürünü buğdaydır. İnsan gıdası olarak diğer ürünlere kıyasla daima birinci derecede tarımı yapılan, olmadığı veya üretimi düştüğü yıllar insanlığın açlıkla yüz yüze geldiği bir ürün olarak hep vardır. İran, Irak, Türkiye, Suriye, Lübnan ve Filistin’i kapsayan yay biçimindeki bölge başta buğday ve arpa olmak üzere pek çok tahılın yabani atalarının gen merkezidir.
 
İnsanoğlu önceleri bu iki tahılı doğadan toplarken, zaman geçtikçe kendileri ekip biçmeye, tarımını yapmaya başladılar. İnsanoğlu buğday gibi hayati tarım ürünleri nedeniyle, var oluşundan beri, binlerce yıldır sürdürdüğü göçebe avcı-toplayıcı hayat biçiminden yerleşik-üretici yaşama geçmek zorunda kaldı, çünkü ekim ve hasat aynı yerde uzun süre kalmayı gerektiriyordu. Günümüzden yaklaşık 11 bin yıl önce yeryüzünde tarım yapılan ilk yerleşimler güneydoğu Anadolu ve kuzey Suriye’de görülmüştür. Suriye’deki Abu Hüreyra ve Türkiye’deki Cafer Höyük, Çayönü, Nevali Çori gibi arkeolojik ören yerleri buğday tarımı yapılan ilk tarım köyleri arasındadır.
 
Arkeolojik buluntular 1500 yıl sonra buğday tarımının bu bölgelerden güneye (Ürdün Vadisi’ndeki Beidha), doğuya (İran’daki Jarmo ve Ali Kosh) ve batıya (Orta Anadolu’daki Aşıklı Höyük, Can Hasan III ve Çatalhöyük) yayıldığına işaret etmektedir. Avrupa’da kazılarda ele geçen en eski kültür buğdayı örnekleri Yunanistan’da bulunmuş olup M.Ö. 5900 yıllarına tarihlenmişlerdir. Yenitaş Çağı olarak adlandırılan bu döneme ait yerleşmelerden, düzenli olarak bulunan buğday kalıntıları tarımın, yerleşik yaşamın ve toplumsal değerlerin ortaya çıkmaya başladığı ilk zamanlarda buğdayın insanlar için vazgeçilmez olduğuna işaret etmektedir. Buğdayın ekonomik ve kültürel önemi, daha sonraki yüz yıllarda Anadolu’da görülen siyasi yapılanmalar ve büyük devletlerin geride bıraktıkları büyük miktarlardaki buğday stokları ve kayalara oydukları dinsel sahnelerden anlaşılabiliyor. Mesela, Anadolu’daki ilk imparatorluğu kuran Hititlerin Çorum yakınlarındaki başkenti Hattuşa’da, M.Ö. 13. yüzyıla tarihlenen 4200-5900 ton kapasiteli buğday siloları bulunması bunun en önemli kanıtıdır. Yine Hititlere ait Ereğli yakınlarındaki İvriz Kaya Kabartması, buğdayın toplumsal ve dinsel öneminin en açık işaretidir. Ağrı’ya bağlı Patnos’ta, M.Ö. 800-700’lere tarihlenen Urartu tapınak ve sarayının yakınlarında da ortaya çıkarılan zahire siloları ve bulunan buğday kalıntıları Anadolu’da binyıllar boyu buğday tarımı yapıldığının göstergesidir. Dolayısıyla buğday, Anadolu’da yer alan tüm uygarlıklarda, günümüze kadar önemini korumuştur.
 
Buğday, insanın yaşamını ekonomik ve kültürel olarak etkilerken, insan da buğdayın gelişimini etkilemiştir. İlk tarım köylerinde ekilen iki çeşit buğday vardı: Triticum monococcum (siyez) ve Triticum dicoccum (gernik). Bunlar, yabani atalarına göre biraz daha iri taneli ama yine yabaniler gibi kavuzlu ve başağı taşıyan sapları yarı kırılgan yapıda türlerdi. Daha sonraki dönemlerde iri taneli, uzun boylu ve kavuzsuz, işlemesi daha kolay, günümüzde tüm dünyada yaygın olarak ekimi yapılan iki tür ortaya çıktı: Makarnalık buğday (Triticum durum) ve ekmeklik buğday (Triticum aestivum). Buğdayın geçirdiği bu genetik ve fiziksel değişiklikler, insanların kendi işlerine yarayan özellikteki buğdayları seçerek bir sonraki yıl ekmek üzere ayırmaları ile başlayıp zaman içinde birikerek oluşan seleksiyonun sonucudur. Ülkemizde sınırlı miktarda da olsa, siyez, gernik, topbaş (Triticum compactum) buğday tarımı da yapılmaktadır. Ülkemiz yabanıl buğday türlerinin (Aegilops sp.) genetik çeşitlilik merkezidir. Orta Doğu ve ona komşu Akdeniz çevresi ile Batı Asya, 22 yabanıl buğday türünün yayılım gösterdiği alandır. Ancak 14 tür ile bunların en yoğun biçimde bir arada bulunduğu coğrafya Türkiye’dir. Dünyanın başka bölgelerinde de yöresel iklim ve toprak koşullarına uygun, kısıtlı miktarda üretimi yapılan başka buğday türleri ya da alttürleri mevcuttur. Ayrıca, Avrupa’daki spelt buğdayı gibi (Triticum spelta) geçmişte çok yaygın olarak ekilirken sonradan makarnalık ve ekmeklik buğdaylar ile yeri değiştirilen ve kaybolan buğday türleri de vardır.